2021’de Neden Bütçe ve Maliye Politikaları Daha Çok Gündemde Olmalı?

https://www.linkedin.com/pulse/2021de-neden-bütçe-ve-maliye-politikaları-daha-çok-yenigun-dilek/

2001 krizine giden dönemde ekonomistlerin, özellikle özel sektörde çalışanların birçoğunun gündemi maliye politikaları idi. İç borcun ve faiz giderlerinin yüksekliği, bütçe dışı harcamalar gibi konular, borç çevirmeyi çok sorunlu hale getirdiği içi, ekonomistlerin bir çoğu ihale bazında takiple risk analizi yapmaya çalışıyorlardı.

2001’deki IMF anlaşması sonrası, kamu maliyesinde yapılan reformlar sonucunda, bu takibe ihtiyaç azaldı. Fakat, geçtiğimiz yıllarda, kamu maliyesinin yerini para ve kredi politikaları takibi aldı. Artık sadece banka ekonomistleri değil; reel sektör için çalışan diğer ekonomistler görüşlerini ağırlıklı olarak faiz-para-kredi üçgeninde belirtir oldular.

Problem neredeyse, analiz de orada yapılır tabii; ama sanki son dönemde Türkiye’de para politikasından bahsetmenin alışkanlığı ve cazibesi, diğer her şeyin önüne geçiyor. Muhtemelen yüksek frekanslı verilerin finansal göstergelerde daha ulaşılır olması da, bu eğilimi güçlendiriyor.

Pandemi sonrası toparlanma sürecinde, dünyadaki ekonomik politika süreçlerinin gündeminde toparlanma paketleri olacak. Buna bağlı olarak da, maliye politikalarının nasıl şekilleneceği daha çok tartışılacak. Büyük merkez bankalarının başkanları bile, para politikasını artık büyümeye ve maliye politikalarına verecekleri destek üzerinden tartışmaya başladılar. Maliye politikalarının ekonomileri desteklemesine getirilen sınırlar, artık eskisi kadar sıkı olmayacak. Dünkü 2020 yılı bütçe rakamlarına bir de bu gözle bakmakta fayda olabilir.

Dün açıklanan verilerde, en önemli gündem rakamların hedeflerin altında gelip gelmediği idi. Ocak 2020’deki tahminlerin üstünde; ama Ekim 2020’de açıklanan YEP hedeflerinin altında kalındıysa, açıklanan rakamlar başarılı mı, başarısız mı?

Bu tartışma 2021 yılında çok da anlamlı olmayabilir; çünkü 2020 yılının politika hatası, en basit şekliyle pandemi döneminde Türkiye’nin maliye politikası tepkisinin yetersizliği ve kredi politika tepkisinin aşırılığı olarak gözüküyor. Aşağıdaki 3 karşılaştırmalı grafik bunu net gösteriyor:

1) Türkiye, OECD’nin ‘quasi-fiscal’ dediği kredi politikaları ile, bankacılık sektörü akış göstergelerinde ve ödemeler dengesinde, gereksiz bir risk yarattı. Kredi politikalarına aşırı yüklenme, birçok portföy yöneticisinin erken risk göstergeleri ekranında, Türkiye’nin kırmızı alarm göstermesine sebep oldu.

2) Öte yandan, bütçe göstergelerinde son yıllarda bir açılma olmasına rağmen, Türkiye’nin iç borç ve bütçe verileri çok da yönetilemez noktalarda değildi. Dünkü verilerden sonra, IMF’nin aşağıdaki grafiklerindeki tahminine göre, Türkiye ve diğer ülkeler bütçe açığı ve kamu borcu farkı daha yüksek bile olacak. Bu tabloya rağmen, maliye politikalarında bireylere doğrudan destek, azaltılan vergi yükü, istihdamda maliyetin azaltılması gibi tedbirleri tercih etmedi.

3) Onun yerine, kredi arzı artırılarak, şirketlerin ve hane halklarının borçlanma yükü artırıldı. Bilançolardaki bozulmanın sonuçları 2021 yılı ve sonrasına ertelendi; ve eğer büyüme çok hızlı toparlanmazsa, bu bozulmanın bir kısmının da banka bilançolarına aktarıldığı anlaşılıyor.

Dünya genelinden farklı bu politika karışımı sonucunda, Türkiye’de finansal dalganın boyutu, enflasyon, ve risk primleri yükseldi; ve nihayetinde para politikası tekrar kurtarıcı olarak kullanılarak, faizler, birçok ülkedeki seviyelerinin üstüne çıkartılmak zorunda kalındı.

Gelinen bu nokta para politikasının sıkılığı Türkiye ekonomisi için gerekli; ama tek başına yetersiz kalacak. 2021 yılı maliye politikalarını Türkiye’nin ekonomik büyüme modelini dönüştürme kapasitesi olarak gözden geçirme ve yönlendirme yıllı olmak zorunda. Maliye politikalarının 2021 yılı istihdamı kapasitesini artırmak için atacağı kısa vadeli adımlar, orta vadeli işgücünü dönüştürme maliyetleri, doğrudan gelir destekleri konusunda net rakamlara ihtiyaç var: Herhangi bir uygulamaya ne kadar süreyle destek verilecek; bu politikaların büyümeye tahmini katkısı ne kadar olabilir; bütçeye ne kadarlık bir yük yaratacak. Aynı şeffaflık ve stratejik planlama sektörel yatırımlar için de gerekli.

Bu soruların cevapları uygulama başlamadan cevaplanırsa, 2021 yılında Türkiye’nin bütçe açığı ve borç göstergelerindeki artış, diğer tüm parasal ve finansal göstergelerindeki bozulmaya göre daha makul karşılana bilir.

2020’deki gibi iç büyümeyi tetikleyen, verimlilik farkını gözetmeden bütün şirketleri yüzdüren, Türkiye’nin yapısal problemlerine herhangi bir katkı sağlamayan kredi ve maliye politikalarına artık ne ihtiyaç, ne de kaynak var. 2021 yılı, Türkiye’nin büyüme modelindeki değişikliklerini yansıtan ve bu değişikliklere şeffaf, tahmin edilebilir finansman yaratan kamu maliye politikalarını tartışma zamanı.


https://www.imf.org/en/Topics/imf-and-covid19/Fiscal-Policies-Database-in-Response-to-COVID-19


Kaynak: http://www.oecd.org/economy/surveys/TURKEY-2021-OECD-economic-survey-overview.pdf

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *